Osilat0r

YAZI

Elif Ekinci

FOTOĞRAFLAR

Mert Abedan

Son yıllarda kapanan sahneler, artık düzenlenmeyeceği duyurulan festivaller, iptal olan konserler bir miktar içine kapanık bir “Yeni İstanbul” yarattı. Bu çölleşme eğilimine rağmen —ve kimi zaman tam da onun etkisiyle—şehrin dönüşen ruhundan beslenerek üretim yapmaya devam eden birçok insan da var. Bu isimlerden Osilat0r ile yola çıkış noktalarını, üretim süreçlerini, şehre ve dünyaya bakışlarını konuştuk.

“BAZEN ÇOK DAHA İYİ BİR EKİPMANA SAHİP OLMANIN HAYALİNİ KURUYORUZ AMA HİÇBİRİ OLMASAYDI DA KESİNLİKLE SES ÇIKARMAYI DENERDİK”



DENİZ

CEKET VE SWEATSHIRT: OUTKAST PEOPLE

AYAKKABI: ADIDAS

 

TİGRAN

ÜST: ŞEBNEM GÜNAY

EŞOFMAN: FINEAPPLE

ŞORT: KAPPA

AYAKKABI: NIKE


 

Hakkınızda neredeyse hiç bilgi yok internette. Biraz kendinizden bahseder misiniz?

Soyadlarımızı veya adlarımızı kullanmayı pek tercih etmiyoruz, osilat0r ikimizin oluşturduğu insanın adı olduğu için osilat0r olarak varlığımızı sürdürmeye çalışıyoruz. İkimiz de 1992 doğumluyuz, birimiz Milano’da Grafik Tasarım ve Sanat Yönetimi okudu, birimiz Caen’de Sinema bölümünü bitirmeden döndü. Yaklaşık iki senedir İstanbul’da beraber yaşıyoruz.

 

Nasıl bir araya geldiniz? Ve isminiz neden osilat0r?

İki sene önceydi, ortak bir arkadaşımız vasıtasıyla tanıştık. osilat0r, kelime anlamıyla bir enerji kaynağı ama biz kelimenin gerçek anlamından dolayı değil de bizim için bir kaynak fikrini temsil ettiği için kullanmayı seçtik.

 

Bu buluşmadan sonra mı doğdu osilat0r?

Evet, zaten tanışmamızın sebeplerinden biri de beraber üretme isteğimizdi. Evde otururken bir şeyler kaydedip SoundCloud üzerinden paylaşırken In The Void’un desteğiyle insanlara ulaşabilmeye başladık. Ece Özel’e sonsuz müteşekkiriz çünkü Özel Zevkler’in etkinliğinde çalmamızı istemesi üzerine 2018, Mart ayında arkaoda’da ilk canlı setimizi çaldık. Böylece yaptıklarımızın daha fazla insana ulaşabileceği bir akış başlamış oldu.  

 

Elektronik müzik enstrüman ve ses anlamında çok geniş imkanlar sunuyor müzisyenlere. Siz ne gibi ekipmanlar kullanıyorsunuz? 

Evde basit çapta da olsa ses çıkaran küçük bir koleksiyonumuz var. Yamaha ve Casio’nun 80-90 yılları arasında ürettiği dijital klavyelerimiz ve Korg Volca Key ile FM’imiz var. Onlar dışında Ableton üzerinden Operator ve Wavetable gibi dijital araçları sıkça kullanıyoruz. Bir de favori oyuncağımız olan stereo ses kayıt cihazımız var. Bazen çok daha iyi bir ekipmana sahip olmanın hayalini kuruyoruz ama hiçbiri olmasaydı da kesinlikle ses çıkarmayı denerdik.

 

Bahsettiğimiz bu baskıya rağmen Istanbul elektronik müzik sahnesi günden güne gelişiyor. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

Şu anki gidişat bizi mutlu ediyor. İstanbul’un ihtiyacı olabilecek şey daha fazla mekan. Böylece herkesin ses üretme iştahı artabilir, çeşitlilik çoğalır.

 

Bir de nakış projeniz vardı değil mi? Şimdiye kadar iki ayrı set sweatshirt yaptınız. Bu proje nasıl başladı?

Sweatshirt işine girişmemizle ses üretmeye başlamamız aynı zamanlara denk geliyor. Amacımız giymeyi sevdiğimiz ve içinde rahat hissedebileceğimiz bir kalıp çıkarmaktı. Nakışla da aklımızdaki fikirleri ortaya koyabilmek istedik. Bir yandan da osilat0r’u sürdürebilmek için maddi anlamda destek oldu bize. Aklımızda giyilebilir parçalar üretimine dair yeni fikirler var ancak bu durum bir süre daha tasarım aşamasında kalacak gibi.

 

Bugünlerde neler dinliyorsunuz?

Yaklaşık bir senedir Jon Hassell’e tutkunuz. Birkaç gün önce Anadol’un “Uzun Havalar” albümüne rastladık ve çok sevdik. Korhan Erel’i heyecanla takip ediyoruz. Geçen haftadan beri Konsistent’ın AUF- SCHNITT için yaptığı seti sık sık dinliyoruz. Bir de genellikle SoundCloud ve Bandcamp üzerinden dünyadan çoğunlukla bağımsız birçok insanın müziğiyle karşılaşıyoruz, isim isim sayılamayacak kadar çok ve çeşitliler.

 

Yakın dönem planlarınız nedir?

Sakin bir kafayla ve zamana yayılarak içimize sinebilecek bir albüm yapmak. Bunu yaparak kafamızdaki çeşitli fikirleri ve türleri kavramsal olarak birleştirebilmek istiyoruz. Var olmamış diyarların var olabilecek ama olmamış seslerini hayal etmek gibi bir düşüncemiz var. Hem primitif hem de fütüristik dokular yakalamaya çalışıyoruz. Pauline Oliveros’un derin dinleme eylemi ve sonik farkındalık teorilerini benimseyerek ayini çağrıştıran bir ses yerleştirmesi yapmak var aklımızda. Albümle beraber bunun üzerine de çalışmayı düşünüyoruz.