RobogeIsha

YAZI

Elif Ekinci

FOTOĞRAFLAR

Mert Abedan

Son yıllarda kapanan sahneler, artık düzenlenmeyeceği duyurulan festivaller, iptal olan konserler bir miktar içine kapanık bir “Yeni İstanbul” yarattı. Bu çölleşme eğilimine rağmen —ve kimi zaman tam da onun etkisiyle—şehrin dönüşen ruhundan beslenerek üretim yapmaya devam eden birçok insan da var. Bu isimlerden robogeisha ile yola çıkış noktasını, üretim süreçlerini, şehre ve dünyaya bakışını konuştuk.

Red Bull Music Academy’nin 2018 Berlin edisyonuna Türkiye’den katılan iki isimden birisin. Nasıl gelişti olaylar?

 

Daha önce katılan Seretan’ın önerisiyle başvurdum Red Bull Music Academy’ye. Formunu doldurdum ve yarım saatlik bir demo yolladım. Başvuracak insanlara tavsiyem kişiliklerini ve görüşlerini cevaplarda yansıtmaya çalışmaları.

 

robogeisha ismini bir film karakterinden alıyorsun. Arkasındaki felsefe nedir?

 

Bu ismi, bana bir şekilde müzik endüstrisiyle ve dinleyicilerle olan ilişkimi sorgulattığı için seviyorum. Müziğimi paylaşırken insanlarla bir ilişkiye girdiğimi hissediyorum, bu ilişkinin biçimi insanların konumuna göre değişiyor. Bu, ekonomik olduğu gibi sosyal bir ilişki de aynı zamanda. Mesela dinleyicileri bir şekilde tatmin etme görevi, performans sergilememizi sağlayan kişiye ve mekana karşı olan sorumluluklarımız, plak şirketiyle anlaşması olan müzisyenlerin sözleşmelerine göre davranması gerekliliği… Müzisyenler de dinleyicilerle geyşaların müşterileriyle olduğu gibi doğrudan bir etkileşim içinde. Bu karşındakinin içkisini doldurmak kadar somut olmasa bile benzer bir kişisellikte.

 

Bilgi Üniversitesi’nde Endüstri Ürünleri Tasarımı okurken Müzik Bölümü’nde yan dal yaptın.  Techno’ya yönelişin nasıl oldu?

 

Küçükken akustik enstrüman çalıyordum ama bugün yaptığım müzikle ilgili çalışmalar yapmaya üniversitenin ilk yılı başladım. Sürekli YouTube’dan müzik prodüksiyonuyla ilgili videolar izliyordum. Özellikle farklı janralar için kullanılan teknikleri araştırıyordum. Ürettiğim şeyler başta sıkıcı oluyordu ama öğrendikçe yeni teknikler geliştirmeye ve daha tatmin edici sonuçlar elde etmeye başladım. O zamanlar drum and bass, dubstep gibi janralar da ilgimi çekiyordu, daha sonra noise müzikle ilgilenmeye başladım. Müzikal anlamda kendimi bir türle sınırlandırmak istemiyorum ama, evet, techno ve noise daha yakın geliyor.



T-SHIRT: FILA
SALOPET: OUTKAST PEOPLE
CEKET: ŞEBNEM GÜNAY
AYAKKABI: KENDİSİNE AİT